Menü

Son Yazılarım


Dareyn Dergisi


Mesaj Kutusu



GİTMEK DUYGUSU ve Çağrılmak

Çarşamba, Mayıs 20, 2009 • Kategori: KISSALAR


Ne zamandır genç adamı bir gitmek duygusu sarmıştı.  
Gitmek, dolaşmak, görmek, aramak...
 Daha çok bu aramak hissi hem heyecanlandırıyor   hem de bir meraklara sürüklüyordu onu. Birde ne arayacağını, neyi arayacağını da bilemiyordu
Sürekli içinde bir git ara sesi vardı ve bu bir mecburiyet halini almıştı.

Evet, artık yola düşmesi gerekiyordu. 
Vakit tamam olmuştu. İçindeki his öyle diyordu.
 
Karayağız, yakışıklı, güzel yüzlü bir genç olarak tanınıyor ve seviliyordu  o Yörede... Annesinin elini öptü, annesi onu bağrına bastı öptü, kokladı,
gözyaşlarını sakladı  ve  selametle git oğlum, dedi
 Babası gayet dirençli sırtını sıvazladı alnından öptü 
O da yolun mübarek olsun, dedi.
   
Ve yola düştü genç adam.
Günlerce yürüdü. Şehirlere uğradı, kırları, dereleri, tepeleri aştı ve
Nihayet gene bir  dereyi geçmek isterken yorulduğunu gördü ve
Dere kenarına çömeldi  bir avuç su aldı yüzüne vurdu.
Serinledi ve şükretti.   Tam geri çekilirken akıp gelen suyun içinde

Kıpkırmızı, iri bir Elmanın su üzerinde kayıp kendine doğru geldiğini görmüş.  önünden geçip gideceği sırada uzanıp
Elmayı aldı. “Bismillah” diyerek elmayı iştahla ısırdığı anda
Onun bir başkasının malı olduğunu hatırlayıverdi.
Ağzındaki lokmayı tükürüp atmış.
Ama elmanın suyu midesine inmişti bir kere.
Gönlüne bir hüzün çökmüş.
Sahibinin izni olmadan elmayı ısırmaması gerektiğini hatırlamış.
Artık iş işten geçmiş. elmanın sahibi kim?
Suyla birlikte bir elma gelmişti ve o da elmayı alıp ısırmıştı  .
Bu ona haram olmuştu artık.
Ne yapıp yapmalı elmanın sahibini bulmalı ve ondan helallik almalıydı.

Dere yukarı yürümeye başladı. Elbet bu dere bir yerden akarak geliyordu ve
Elbet derenin kenarında bir bahçe olmalıydı.
Yukarı doğru yürüdü. Yürüdü, yürüdü, yürüdü.
Karşısına elma ağaçları ve envai türlü meyve ağacının olduğu bir bahçe çıktı.
Hayretle baktı. Bu ne güzel bir bahçeydi.
Şimdi iş bahçe sahibini bulmaya kalıyordu. Aradı taradı bahçenin içinde
Nurani yüzlü akpak saçlı sakallı bir ihtiyarı buldu.
Selam verdi selam aldı ve gayet üzgün ve mahcup bir şekilde
Meramını anlatmaya başladı:.
Efendim, aşağılarda bir yerde dere kenarına oturdum,
Elimi yüzümü yıkarken kıpkırmızı bir elma gördüm ve nefsime yenildim
Onu ısırdım. Sonra aklım başıma gelince elmanın sahibini
Bulup helallik alayım istedim.
O elma herhalde sizin bahçeden düşmüştü
Dereye lütfen bana hakkınızı helal ediniz,
Yolcuyum bir an evvel gitmem gerekiyor...
İhtiyar adam gözlerini genç adamın üzerinden hiç ayırmadan
Büyük bir dikkat hali içersinde dinledi, dinledi, dinledi ve
Bir şartla hakkımı helal ederim, dedi.
Genç adam heyecanlı bir şekilde, nedir efendim şartınız
Hemen yerine getireyim ve yoluma gideyim...
Yaşlı adam tebessüm etti, gözleri çakmak çakmak parladı,
İçini bir serinlik kapladı ve dedi ki:
Yedi sene yanımda bu bahçede çalışırsan ancak o zaman hakkımı helal ederim. Genç adam tuhaf oldu. Kendini bir an bilemedi.
Düş müydü gerçek miydi bir an kestiremedi ve ihtiyar adamın nurani yüzüne baktı, Gözlerindeki derin melali sezer gibi oldu ama ihtimal veremedi ve
Düşünmeye başladı. İçinden dedi ki, ben bu haram lokma ile nereye giderim
Nerede kimin yüzüne bakarım...
Böyle düşünürken teklifi kabul etmek zorunda olduğunu anladı.
Kabul, dedi. Ama yedi senenin sonunda giderim, dedi.
Böylece sözleştiler.  bahçeye bakmaya başladı genç adam.
Güzel ve bakımlı bir bahçeydi.
Verimli bereketli bir bahçeydi, önünde de temiz ve berrak suyuyla bir dere akıyordu  O derenin suyuyla da bahçeyi suluyorlardı.
Bir defasında ihtiyar adam genç adamdan üzüm istedi, toplayıp geldi.
Getirdiği üzüm çok güzel olmasına rağmen henüz olmamıştı, başka üzüm istedi.
O da ekşi çıktı. İhtiyar adam;
"Bahçede o kadar üzüm var, niçin böyle üzüm getiriyorsun?"
Demekten kendini alamadı. Genç adam mahcup olmuş;
"Efendim! Ekşisini tatlısını bilmiyorum!" diye cevap verdi.
İhtiyar adam; "Sübhanallah kaç yıldır bağdasın, bahçedesin,
Daha hangisinin ekşi, hangisinin tatlı olduğunu bilmiyorsun."
Diye serzenişte bulundu; "Niçin onlardan yemedin?" deyince;

"Siz benden bağınızdaki meyvelerin muhafazasını istediniz.
Yiyiniz demeyince alıp yemem uygun olur mu?" cevabını verdi.
İhtiyar adam onun bu hâline hayran kaldı.
Derin düşüncelere daldı.

Vakit, zaman nedir ki doğan güneş çıkan ay derken
Yedi sene gelip geçti ve vakit tamam oldu. Ayrılık günü gelip çattı.
Genç adam ihtiyar adamın önünde tevazu ve nezaket içinde durdu ve
Efendim dedi sanıyorum sözleştiğimiz vakit tamam oldu.
Bana izin veriniz artık yoluma revan olayım...
İhtiyar adamda gene ilk gün karşılaştıkları gibi bir hale büründü ve
Dedi ki: evet evladım sözleştiğimiz vakit tamam oldu lakin benim bir şartım daha var Onu da yerine getirdikten sonra istediğin yere gidebilirsin.
Genç adam gene ilk günkü heyecan ile söyleyin şartınızı efendim
Yerine getireyim ve biran evvel yoluma revan olayım, dedi...

Bir kızım var, dedi, ihtiyar adam.
Gözleri görmez, kulakları duymaz, zavallının dili var konuşamaz ve
Üstelik bir ayağı da topal bir yere gidemez, onunla evlenirsen
Hakkımı helal ederim.
Şaştı kaldı genç adam.
Ne diyeceğini bilemedi.
Ne yapacağını kestiremedi öylece kalakaldı ihtiyar adamın karşısında.
Yedi yıldır bu bahçedeydi ve bir an dahi olsun böyle bir kızdan haberi yoktu.
Zaten onun yattığı yeri, yediği yemeği ayrı bir yerdeydi.
Kendine ayrılmış bahçenin bir köşesindeki küçük evdeydi.
Gerçi ihtiyarın evine yakın yerde ayrı bir bahçesi vardı ama
Oraya ne gitmiş ne kimse davet etmişti.
Öyle uzaktan görünüyor ve çeşitli çiçek kokuları yayılıyordu etrafa.
Envai türlü kuş konup göçer veya orada yuva kurardı.
Kuş cıvıltıları bahçeyi şenlendirir yürekleri dinlendirirdi.
Bir de bahçede bilhassa seher vakitlerinde
Bülbüller şakıyor nağmeleri etrafa yayılıyor hatta semayı âlâya çıkıyordu...
Bir de sanki kulağına çalınan ve ona hissettirilen
Kırmızı bir gülün olduğuydu.
O çok güzel bir güldü.
 Bu civarda eşi benzeri olmayan bir gül.
Öyle bir şey işte... Düş mü gerçek mi o da bilmiyordu...

Sonunda ihtiyar adamın teklifini kabul etti.

Güllerin, envai çeşit çiçeklerin olduğu has bahçeye buyur etti ihtiyar adam.
Bunca yıl burada çalışmış lakin bu bahçenin kapısından adımını atmamıştı.
İçeri girdi, aydınlık tertemiz bir odaya alındı.
iki nurani yüzlü ihtiyar selam verip içeri alındılar. Bu nikâhın şahitleri olacaklardı.
İhtiyar adam güzel dualarla, hayırlı temennilerle
Nikâhlarını kıyıp nurani yüzlü ihtiyarları şerbet ikramı için bahçeye buyur etti 
Akşam olup ta zifaf odasına girince, karşısında
Dünya güzeli bir kızın ona gülümseyerek baktığını görmüş.
Telaş ve şaşkınlıkla : “Eyvah, yanlış odaya girmişim” diyerek dışarı fırlamış 
Yüzünün alı al, moru mor heyecanlı bir sesle :
− Özür dilerim, ben yanlış odaya girmişim demiş. Kayınbabası ise :
− Yok, yanlış oda değil oğlum. O kız benim kızımdır demiş.
− Olabilir ama, bu kız bana anlattığınız kızınız değil. 
Söylediğiniz kusurların hiçbirisi onda yoktur.
Kayınbabası gülümseyerek şöyle söylemiş :
− Sana söylediğim sözler gerçek anlamda değil, mecâzi anlamda idi ey oğul. 
Kızımın elleri tutmaz sözü ile ; o, dinin helâl saymadığı hiçbir şeye
Dokunmaz demek istedim.
 Ayağı yürümez demekle ; kızımın meşru olmayan
Hiçbir yere ayak basmadığını anlatmaya çalıştım.
Yabancı erkeklere bakmadığını, onlarla ilgilenmediğini anlatmak maksadıyla da Gözlerinin görmediğini söyledim.
Kulağı duymaz dediğimde de ; dedikoduya hiç iltifat etmediğini anlatmak istedim.
Ben hamdolsun ki, hayatımda hiç haram yemedim, çocuklarıma da yedirmedim. Benim kızım her bakımdan mükemmeldir.
O sana, sen de ona layıksınız.
Allah sizi bahtiyar (mutlu) eylesin.
Haydi eşinin yanına git, o sana, sen ona helâlsin demiş.
Bu sözleri duyan
Sâbit bütün sıkıntılarını unutmuş,
Sevgili ve değerli hayat arkadaşının yanına gitmiş.
İşte bu mutlu evlilikten büyük âlim
İmâm-ı Âzam Ebu Hanife meydana gelmiştir

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!Arkadasina Gönder!

1 yorum yazilmistir

Yazan:hazanyagmuru4 | Tarih: Saturday, Mayıs 23, 2009
Konu: slm

Allah doğrunun yardımcısıdır.
Yüce Allah, insanlara neyin eğri, neyin doğru olduğunu kitapları ve peygamberleri vasıtasıyla göstermiştir. Onun yap dediğini yapan, yapma dediğini yapmayan doğru yoldadır. Onun istediklerini yerine getiren, haram kıldığı şeylerden kaçınan, onu bunu aldatmayan, yalan söylemeyen, doğruluktan sapmayan kişiye Allah yardım eder; o kişi her işte başarı sağlar, kötülük görmez, zarara da uğramaz. O hâlde doğruluktan şaşmamalıdır.
ÇOK güzel bir kıssadan hisse daha öncede okumuşdum her satrını zevkle tekrar okudum çok teşekkür ederim ellerinize yüreğinize sağlık

@ @ @ @ @ @ @ @ @ @ @ @ @ @ @ @ @ @ @ @ @ @ @ @

A.S. Hassasiyet gösterip yorum yapma inceliğinde bulunduğunuz için
ben teşekkür ediyorum Rabbim bu
Allah dostu insanları örnek alarak hepimizin
evladına helal lokma yedirmemizi herne şartta olursa olsun
doğruluktan sapmamamızı nasip etsin
SİZİNDE ELLERİNİZE GÖNLÜNÜZE SAĞLIK

Düzenleyen usta28 gün: Saturday, May 23, 2009 saat: 20:34

Bağlantıi »

« Önceki :: Sonraki »


Get your own Chat Box! Go Large!
Boomp3.com

Menü

Kategorilerim

Arkadaşlarım

Bağlantılarım



Dareyn Dergisi



Site tasarım

Tüm hakları 2007 - 2008 Mnelam © ’a aittir.
Kaynak gösterilerek
alıntı yapılabilir.
Her şeyden önce
KUL HAKKI vardır.


Sayaç