ehhh.... pek tasvip etmediğim beğenmediğim Sevgilerin bir güne sığdırılması veya o gün hatırlanmak Amma sıra bize gelmiş..! bir BABA olarak dostlar tarafından hatırlanmak tebrik edilmek hoş bir şey Ziyaret eden mesaj bırakan değerli dostlarıma teşekkür ediyorum nice yıllara hep beraber İnşallah
Kabul edilmesinde en ufak bir şüphe bulunmayan üç kişinin duası: Zulme uğrayan mazlumun duası, misafirin duası ve Babanın çocuğuna olan duası."
Herkes "BABA" Olamaz Ki...! Her erkek bir iş sahibi olabilir..! Az-çok demeden, evini geçindirebilecek kadar para kazanabilir. Arkadaşları olabilir... kendisine güvenen... kendisinin de onlara güvendiği... Akrabaları olabilir... hiç incitmediği... hiç ihmal etmediği... Sözü sohbeti keyifli olabilir. Meslek hayatında da başarılı... Kim varsa etrafında, kırmamak için, onlara "hayır" dememek için koşuşturabilir. Akşama kadar birçok kişinin sıkıntısıyla uğraşabilir. Iki lokma ekmek götürebilmek için evine, kendisini çok yorabilir...
Sosyal ortamlarda, sosyal aktivitelerde bol bol faaliyet yapabilir... Sevdiği takımın hiçbir maçını kaçırmayabilir... alınan yenilgiler için günlerce kafayorabilir... Evlatlarının geleceği için türlü yatırımlar yapabilir Onlara her şeyin en iyisini, en kalitesini almak için kendisini paralayabilir... Özel okullara yollayabilir... özel hocalar tutabilir... Çocuklarına nasihat etmek için "Aferin... akıllı ol... benim gibi sıkıntı çekme... çalış, adam ol... ezdirme kendini" diyebilir...vs...vs... her erkek bunların tümünü yapabilir......ama her erkek Baba" olamaz ki...!
Çünkü tüm bu saydıklarımız erkekleri "BABA" yapmaz ki...!...
Baba olmak nasıl bir şey biliyor musunuz Baba olmak, dibi azgın sularla dolu bir göl üzerinde, soğuk havaların da etkisiyle buz tutmuş bir kaygan zeminde, düşüp başını çarpmayacak kadar başarılı bir koşucu...
buzu kırmamayı başaracak kadar hassas hareketlerle yürümeyi bilen bir dengeleyici... ve tüm bu koşuşturmaların arasında da elindeki kendisine emanet edilmiş minik kalplere, babalığın nasıl bir şey olduğunu yaşatabilecek ve onları hayata güvenle hazırlayabilecek kadar donanımlı olabilmeyi başarmaktır. Öyle bir hayat ki... sizi azgın sularda boğulmadan yaşamanın bir yolunu bulmaya zorluyor... tüm bu zorlantıların arasında da olan çocuklarımıza oluyor. Çocuklar için baba, bilinçaltı süreçleri açısından ve terapötik bir dille söylemem gerekirse "KAHRAMAN"dır. Bilinçaltının gizli kahramanları babalarımızdır. Baba yanımızdaysa, korkmayız... Baba yanımızdaysa güvendeyiz... Peki ya baba yanımızda değilse...?
Babanın olmadığı yerlerde anneler devreye giriyor "Canım yabancı değil ya... o da annesi... benim yerime ilgilensin..." diyerek kendimizi kurtaramayız. Çünkü annenin karşıladığı duygusal beslemeyle, babanın karşıladığı duygusal beslemeler son derece farklı.
Baba, "özgüven, güç, kuvvet, yaşam karşısında güçlü olma" duygularını beslerken; anneler "merhamet, vicdan" duygularının oluşmasına neden oluyor. Baba ilişkisi yeterince gelişmemiş çocuklarda özgüven sorunuyla karşılaşırken; annesiyle yeterince duygusal ilişki geliştirememiş çocuklarda da merhamet duygularıyla ilgili zorlantılar olduğunu görürüz. Babanın duygusal ilişki kurmadığı, konuşmadığı, sohbet etmediği, evladıyla yakın ve sıcak iletişim kurmadığı durumlarda, babayla yeterince muhatap olamayan çocuklarda, anneden gelen duygular ağır basmaya başlar. Size garip gelebilir ama hiç dikkat ettiniz mi? önceden sokakta kavga eden çocuklar, birbirlerini tehdit ederken: "Seni babama söylüyceemmmm..." derlerdi. Son dönemlerde bu sözün yerini ne aldı...? Evet bildiniz... "Seni anneme söylüyycemmm..." Özellikle erkek çocuklar için "anneye söyleme" durumu tehlikeli. Neden...?
Birincisi; babanın, yaşamın bir parçası olmamasına işaret eder. Ikincisi; erkek çocuğun, baba figürüyle yeterince muhatap olmamasından dolayı, yani özdeşim kuracağı, benzemeye çalışacağı bir yakın baba ilişkisi olmamasından dolayı, anneyi "benzeme nesnesi" olarak kullanmaya başlaması anlamına gelir. ...ne demek bu "anneyi benzeme nesnesi olarak görmeye başlaması" durumu? annelere benzeyen erkek çocukların çoğalması demek...!
Bu tehlikeli sevgili babalar. Dikkat ediyor musunuz? Son on yıldır duygusal, her şeye ağlayan,olaylar karşısında aşırı duygusal tepkiler veren delikanlıların sayısında çoğalma oldu. Üniversite öğrencisi genç erkekler, kendilerini "ben çok duygusalım" diye tanımlamaya başladı. Halbuki bu özellik, aynı yaştaki kız çocuklarına özgü bir tavırdır. Herhangi bir zorluk olduğunda genel beklenti kızların üzülüp ağlaması; erkeklerin de ağlayan insanları teselli etmesidir. Ya da olaya daha sağduyulu, daha akılcı bir çerçeveden bakmasıdır. Ne oldu da işler bu noktaya dayandı? Çok basit... babalar, "baba" olamadılar... Babalar, erkek evlatlarına ve kız evlatlarına yeterince yakın davranmadılar. Babalar, para kazanmanın, onların fiziksel ihtiyaçlarını doyurmanın asli görevleri olduğu duygusunu üzerlerinden atamadılar. Babalar, çocuklarının, kendileri için kazanacakları paradan daha çok,b aba ilişkisine, babanın sarılıp öpmesine, babayla oturup uzun sohbetler yapılmasına ihtiyaç duyduklarını bir türlü göremediler. Ve... ve... yaşam koşulları ağırlaştıkça... evlerdeki paraya endeksli ihtiyaçlar arttıkça... babaların daha fazla çalışıp daha fazla para kazanmaları gerekti... ve bu madde, bu materyal, bu fiziksel ihtiyaca dayalı malzeme, onların "varlıklarının" yerini almaya başladı...
Oysa... oysa çocukların paraya değil babaya ihtiyaçları var. Mutsuz ve yeterince oturmamış bir sığ ilişkide, çocuğunuza en pahalısından bilgisayar alırsınız... yine de mutlu demezsiniz.. ama duygu yüklü, koruyan,gözeten,kuşatan, destekleyen, dengeleyen, sıcacık bir baba-evlat ilişkisinde,sizinle oynayacağı on dakika saklambaç, oturup sohbet edeceği saatler, dünyanın en güzel hediyesidir de haberiniz bile yoktur...! Sevgili babalar... siz para kazanmak için evden uzaklaştıkça... herhangi bir takımın maçına ayırdığınız zaman kadar bile evlatlarınıza zaman ayırmadıkça ne oluyor biliyor musunuz? Özetle söyleyeyim... duygusal ilişki kurup, besleme yapmadığınız kızlarınız, olmadık adamlarla evlenmeye kalkıyorlar. Çünkü kendilerine en yakın olan erkekle yeterince duygusal bir doyum gerçekleşmediği için, saçının telini bile vermeyeceğiniz tür adamlarla ilişki yaşamaya kalkıyorlar.
Oğullarınıza gelince... oğullarınız... oğullarınız erkek gibi davranmayı öğrenemiyorlar. Sürekli kadınlarla muhatap olmaktan, kadınların gittikleri çay poğaça toplantılarına katılmaktan, kadınların sohbetlerini dinlemekten, kadınların tepkilerini izlemekten, kadınlar gibi düşünüp, kadınlar gibi davranmaya başlıyorlar. Unutmayın ne olur... erkek davranışlarıyla kadın davranışları birbirinden farklıdır. Ani bir durum ve olaya, kadının verdiği tepkiyle erkeğin verdiği tepki kesinlikle birbirinden farklıdır. Sonuçta kız/erkek fark etmez, her ikisi de özgüven sahibi olmayı, çabalamayı, hayata sağlıklı gözlerle bakmayı, duyguların basıncından uzak akılcı düşünmeyi babadan öğrenirler... Onlara "öğretebilecek baba"ları varsa tabii...
Yazan:isimsiz | Tarih: Pazar, Haziran 28, 2009 Konu:
mehp@re http://sairane74.blogspot.com
Düğündü, sergiydi derken yorgun geçen bir haftanın ardından bu Pazar gününde yine siz sevdiğim dostlarıma kavuşmanın sevinci içerisindeyim. Beni ve bloğumu yalnız bırakmadığınız için yürekten sonsuz teşekkürlerimi gönderiyorum. Sizler gibi değerli dostlara sahip olduğum için ne kadar şanslı olduğumu bir kez daha görmüş oldum bu vesile ile. Hem sizleri hem bloğumu çok özlemişim. Allah;cc şükürler olsun ki her şey yolunda gitti. Umarım görüşmediğimiz zaman içerisinde sizlerinde hayatınızdaki her şey gönlünüzce gelişmiştir. Bir kez daha teşekkürlerimi ve sonsuz sevgilerimi gönderirken, bende siz ve tüm sevdikleriniz için her şeyin en iyisini ve güzelini diliyorum. Kendinize iyi bakın güzel bir hafta sizlerin olsun temennisiyle cc .Mehpare
Düzenleyen usta28 gün: Sunday, June 28, 2009 saat: 16:31
Yazan:hazanyagmuru4 | Tarih: Çarşamba, Haziran 24, 2009 Konu:
slm
çok güzel bir yazı tabiki önce bir babası olmalı insanın anne ne kadar güçlüde olsa olmuyo bunun zorlugunu ve eksikliğini yaşayan birisi olarak söylüyorum gerci benim evlatlarım bana karşı yada kendi yaşantılarında bir yanlışlıkları olmadı bu zamana kadar şükürler olsun ama babanın yeri dolmuyooooo
üç aylarınız mübarek olsun hayırlara vesile olmasını dilerim
http://fatma48-hazanyagmuru4.blogspot.com/
Düzenleyen usta28 gün: Wednesday, June 24, 2009 saat: 10:30