Menü

Son Yazılarım


Dareyn Dergisi


Mesaj Kutusu



Babalar Günü...

Pazar, Hazirane 21, 2009 • Kategori: GUNCEL HABERLER

S.A ..
RAHMETİ RAHMANA KAVUŞMUŞ
TÜM GEÇMİŞLERİMİZE
ÖZELİKLE BABALARIN RUHLARINA EL.FATİHA.......


ehhh....
pek tasvip etmediğim beğenmediğim
Sevgilerin bir güne sığdırılması veya o gün hatırlanmak
Amma  sıra bize gelmiş..!  

bir BABA olarak dostlar tarafından hatırlanmak tebrik edilmek  
hoş bir şey
Ziyaret eden mesaj bırakan değerli dostlarıma teşekkür ediyorum
nice yıllara hep beraber İnşallah  


Kabul edilmesinde en ufak bir şüphe bulunmayan üç kişinin duası:
Zulme uğrayan mazlumun duası,
misafirin duası ve
Babanın çocuğuna olan duası."

Herkes "BABA" Olamaz Ki...!
Her erkek bir iş sahibi olabilir..!
Az-çok demeden, evini geçindirebilecek kadar para kazanabilir.                                 
Arkadaşları olabilir... kendisine güvenen... kendisinin de onlara güvendiği...
Akrabaları olabilir... hiç incitmediği... hiç ihmal etmediği...   
Sözü sohbeti keyifli olabilir. Meslek hayatında da başarılı... 
Kim varsa etrafında, kırmamak için, onlara "hayır" dememek için koşuşturabilir.
Akşama kadar birçok kişinin sıkıntısıyla uğraşabilir.   
Iki lokma ekmek götürebilmek için evine, kendisini çok yorabilir...
 
Sosyal ortamlarda, sosyal aktivitelerde bol bol faaliyet yapabilir...   
Sevdiği takımın hiçbir maçını kaçırmayabilir... alınan yenilgiler  için günlerce kafayorabilir...
Evlatlarının geleceği için türlü yatırımlar yapabilir
Onlara her şeyin en iyisini, en kalitesini almak için kendisini paralayabilir...   
Özel okullara yollayabilir... özel hocalar tutabilir...
Çocuklarına nasihat etmek için
"Aferin... akıllı ol... benim gibi    sıkıntı çekme... çalış, adam ol... ezdirme kendini" diyebilir...vs...vs... 
her erkek bunların tümünü yapabilir......ama her erkek                                           
Baba" olamaz ki...!                                   

Çünkü tüm bu saydıklarımız erkekleri "BABA" yapmaz ki...!...                                                       

Baba olmak nasıl bir şey biliyor musunuz
Baba olmak, dibi azgın sularla dolu bir göl üzerinde, soğuk havaların da etkisiyle buz tutmuş
bir kaygan zeminde, düşüp başını çarpmayacak kadar başarılı bir koşucu...

buzu kırmamayı başaracak kadar hassas hareketlerle yürümeyi bilen bir dengeleyici... ve
tüm bu koşuşturmaların arasında da elindeki kendisine emanet edilmiş
minik kalplere, babalığın nasıl bir şey olduğunu yaşatabilecek ve
onları hayata güvenle hazırlayabilecek kadar donanımlı olabilmeyi başarmaktır.                       
Öyle bir hayat ki...
sizi azgın sularda boğulmadan yaşamanın bir yolunu bulmaya zorluyor...
tüm bu zorlantıların arasında da olan çocuklarımıza oluyor.                     
Çocuklar için baba, bilinçaltı süreçleri açısından ve terapötik bir dille söylemem gerekirse
"KAHRAMAN"dır. Bilinçaltının gizli kahramanları babalarımızdır.               
Baba yanımızdaysa, korkmayız...                                                                               
Baba yanımızdaysa güvendeyiz...                                                                                       
Peki ya baba yanımızda değilse...?                                                                                             

Babanın olmadığı yerlerde anneler devreye giriyor
"Canım yabancı değil ya... o da annesi... benim yerime ilgilensin..."
diyerek kendimizi kurtaramayız.
Çünkü annenin karşıladığı duygusal beslemeyle,
babanın karşıladığı duygusal beslemeler son derece farklı.

Baba, "özgüven, güç, kuvvet, yaşam karşısında güçlü olma"
duygularını beslerken;
anneler "merhamet, vicdan" duygularının oluşmasına neden oluyor.
Baba ilişkisi yeterince gelişmemiş çocuklarda özgüven sorunuyla karşılaşırken;
annesiyle yeterince duygusal ilişki geliştirememiş çocuklarda da
merhamet duygularıyla ilgili zorlantılar olduğunu görürüz. 
 Babanın duygusal ilişki kurmadığı, konuşmadığı, sohbet etmediği, evladıyla                               
yakın ve sıcak iletişim kurmadığı durumlarda, babayla yeterince muhatap olamayan çocuklarda,
anneden gelen duygular ağır basmaya başlar.
Size garip gelebilir ama hiç dikkat ettiniz mi?
önceden sokakta kavga eden çocuklar, birbirlerini tehdit ederken:
"Seni babama söylüyceemmmm..." derlerdi.
Son dönemlerde bu sözün yerini ne aldı...?
Evet bildiniz...
"Seni anneme söylüyycemmm..."
Özellikle erkek çocuklar için "anneye söyleme" durumu tehlikeli.
Neden...?   

Birincisi; babanın, yaşamın bir parçası olmamasına işaret eder.
Ikincisi; erkek çocuğun, baba figürüyle yeterince muhatap olmamasından dolayı,
yani özdeşim kuracağı, benzemeye çalışacağı bir yakın baba ilişkisi olmamasından dolayı,
anneyi "benzeme nesnesi" olarak kullanmaya başlaması anlamına gelir.           
...ne demek bu "anneyi benzeme nesnesi olarak görmeye başlaması"  durumu?
annelere benzeyen erkek çocukların çoğalması demek...!                                                 

Bu tehlikeli sevgili babalar.
Dikkat ediyor musunuz? Son on yıldır duygusal,
her şeye ağlayan,olaylar karşısında aşırı duygusal tepkiler veren delikanlıların sayısında çoğalma oldu.
Üniversite öğrencisi genç erkekler, kendilerini
"ben çok duygusalım" diye tanımlamaya başladı.
Halbuki bu özellik, aynı yaştaki kız çocuklarına özgü bir tavırdır.
Herhangi bir zorluk olduğunda genel beklenti kızların üzülüp ağlaması;
erkeklerin de ağlayan insanları teselli etmesidir.
Ya da olaya daha sağduyulu, daha akılcı bir çerçeveden bakmasıdır.
Ne oldu da işler bu noktaya dayandı?
Çok basit... babalar, "baba" olamadılar...
Babalar, erkek evlatlarına ve kız evlatlarına yeterince yakın davranmadılar.
Babalar, para kazanmanın, onların fiziksel ihtiyaçlarını doyurmanın
asli görevleri olduğu duygusunu üzerlerinden atamadılar.
Babalar, çocuklarının, kendileri için kazanacakları paradan daha çok,b
aba ilişkisine, babanın sarılıp öpmesine, babayla oturup uzun sohbetler yapılmasına
ihtiyaç duyduklarını bir türlü göremediler.
Ve... ve... yaşam koşulları ağırlaştıkça...
evlerdeki paraya endeksli ihtiyaçlar arttıkça...
babaların daha fazla çalışıp daha fazla para kazanmaları gerekti...
ve bu madde, bu materyal, bu fiziksel ihtiyaca dayalı malzeme,
onların "varlıklarının" yerini almaya başladı...

Oysa... oysa çocukların paraya değil babaya ihtiyaçları var.
Mutsuz ve yeterince oturmamış bir sığ ilişkide, çocuğunuza en pahalısından bilgisayar alırsınız...
yine de mutlu demezsiniz..
ama duygu yüklü, koruyan,gözeten,kuşatan, destekleyen, dengeleyen, sıcacık bir
baba-evlat ilişkisinde,sizinle oynayacağı on dakika saklambaç, oturup sohbet edeceği saatler,
dünyanın en güzel hediyesidir de haberiniz bile yoktur...!   
Sevgili babalar... siz para kazanmak için evden uzaklaştıkça...
herhangi bir takımın maçına ayırdığınız zaman kadar bile evlatlarınıza zaman ayırmadıkça
ne oluyor biliyor musunuz? 
Özetle söyleyeyim... duygusal ilişki kurup, besleme yapmadığınız
kızlarınız, olmadık adamlarla evlenmeye kalkıyorlar.
Çünkü kendilerine en yakın olan erkekle
yeterince duygusal bir doyum gerçekleşmediği için,
saçının telini bile vermeyeceğiniz tür adamlarla ilişki yaşamaya kalkıyorlar.
 
Oğullarınıza gelince... oğullarınız...
oğullarınız erkek gibi davranmayı öğrenemiyorlar.
Sürekli kadınlarla muhatap olmaktan,
kadınların gittikleri çay poğaça toplantılarına katılmaktan,
kadınların sohbetlerini dinlemekten, kadınların tepkilerini izlemekten,
kadınlar gibi düşünüp, kadınlar gibi davranmaya başlıyorlar.
Unutmayın ne olur... erkek davranışlarıyla kadın davranışları birbirinden farklıdır.
Ani bir durum ve olaya, kadının verdiği tepkiyle
erkeğin verdiği tepki kesinlikle birbirinden farklıdır.                                                             
Sonuçta kız/erkek fark etmez, her ikisi de özgüven sahibi olmayı,
çabalamayı, hayata sağlıklı gözlerle bakmayı, duyguların basıncından uzak akılcı düşünmeyi
babadan öğrenirler...
Onlara "öğretebilecek baba"ları varsa tabii...                                                               

psikolog mehtap kayaoğlu  alıntı

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

ZAVALLILAR

Perşembe, Şubat 21, 2008 • Kategori: GUNCEL HABERLER

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

CUMANIZI TEBRİK EDERİM

Pazar, Şubat 17, 2008 • Kategori: GUNCEL HABERLER

Kalıcı Bağlantı Yorum (18) Yorum yaz!

YENİ YILINIZI TEBRİK EDERİM

Çarşamba, Ocak 9, 2008 • Kategori: GUNCEL HABERLER

 

 (10 Ocak 2008) Hicri yılbaşı. 01 Muharrem 1429.

 Sevgili peygamberimizin, Mekke’den Medine’ye hicretinin              1429’ uncu yılı                                                                              Peygamberlerin sonuncusu sevgili peygamberimiz, 8 Rabiülevvel/20 Eylül 622 Pazartesi günü Mekke’den Medine’ye hicret etmiş. Müslümanlar o tarihi, tarih başlangıcı olarak kullanmışlar. Ancak resmi olarak ilk defa Hz. Ömer zamanında resmiyet kazanmıştır. Hz. Ömer in topladığı tarih belirleme komisyonu, Hz. Ali’nin teklifi üzerine Hicreti, resmi takvim olarak kabul etmiş. Eskiden beri Muharrem ayı, senenin ilk ayı olması nedeni ile takvimi 1 Muharremden başlatmışlar.

Türkiye, 26 Aralık 1925 tarihinde 698 sayılı kanunla 1341 yıllık takvimi kaldırmış, Beynelmilel /Milletler arası takvimdir diyerek Miladi takvimi kabul etmiştir.

Hayatımız hep hicrettir.

Göçmen kuşlar, nesillerinin devamı için hep göç halindeler.

Çekirdekler çiçeğe göç eder, çiçekler meyveye göç eder, meyveler bedenlere göç edip enerjiye dönüşür, enerji birçok esere dönüşür.

Mekke’de bunalan Müslümanlar, dinlerinin selameti için, Allah ve Rasülünün emrine uygun olarak analarını, babalarını ve mallarını Mekke’de bırakıp Medine’ye göç ederek Kudüs’ün, Bizans’ın, İran’ın kapılarını İslâm’a açtıkları gibi günümüz Müslümanları da günah sokaklarından sevap çarşılarına, kötülükler mekanından, iyilikler mahalline hicret ettikleri gibi kafirlerde küfrün karanlığından imanın aydınlığına hicret ederler.

Sevgili peygamberimiz buyurur: “Muhacir, Allah’ın yasakladıklarından uzaklaşan, ayrılan kişidir.” (Buhari, İman, hadis 10)

 

Ben, size Kur’an-ı Kerim’de geçen Hicretle ilgili ayetlerden birkaçını sunmak istedim.    Buyurun okuyun.

Bakara 218- Şüphesiz iman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihat yapanlar, işte onlar Allah’ın rahmetini umarlar. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

Nisa 97- (Mücahitlere katılmayarak) kendilerine zulmedenlerin canlarını melekler alırken: “Nerede idiniz” (niçin mücahitlerle beraber değildiniz?) dediklerinde, “Biz yeryüzünde güçsüzdük” dediler. Melekler de: “Allah’ın arzı geniş değil miydi? Oralara hicret etseydiniz ya” dediler. İşte onların sığınağı cehennemdir. O ne kötü dönüş yeridir.

Âl-i İmran 195- Rableri onlara şöyle cevap verdi: “Sizden erkek ve kadından amel eden hiçbir kimsenin amelini boşa çıkarmayacağım. Siz birbirinizdensiniz. Hicret (göç) eden, yurtlarından çıkarılan, benim yolumda eziyet çeken, harbeden ve öldürülenlerin kötülüklerini mutlaka örteceğim ve mutlaka onları, Allah katından bir mükâfat olmak üzere, altından ırmaklar akan Cennetlere koyacağım. Mükâfatın güzeli, Allah katındadır.”

Nisa 89- Onlar, kendileri inkâr ettikleri gibi sizin de inkãr etmenizi, onlarla denk olmanızı isterler. Onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar, onlardan dost ve yönetici edinmeyiniz. Eğer yüz çevirirlerse onları yakalayın, nerede bulursanız onları öldürün. Onlardan dost ve yardımcı edinmeyin.

Nisa 100- Kim, Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde yerleşecek çok yer ve bolluk bulur. Kim, evinden Allah’a ve Rasülüne muhacir olarak çıkarsa, sonra da ölüm kendisine erişirse, muhakkak onun sevabı Allah’a düşer. Allah, bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

Enfal 8/74- İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihat edenler ve onları barındıranlar ve yardım edenler, işte onlar gerçek mü’minlerdir. İşte onlar için mağfiret ve tükenmeyen rızk vardır.

Tevbe 9/20- İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda malları ve canlarıyla cihat edenler, Allah katında derecesi en büyük olanlardır. İşte onlardır kurtuluşa erenler.

Nahl 16/41- Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenleri dünyada güzel bir yere yerleştireceğiz. Ahiretin mükâfatı ise daha büyüktür. Keşke bilselerdi.

.Ankebut 29/26- Lût, Ona (İbrahim’e) iman etti ve “Ben Rabbime hicret ediyorum, şüphesiz O aziz’dir, hakim’dir” dedi.

Bu mübarek hicri senenin bütün İslam alemine  ve insanlığa hayırlar getirmesini temennisiyle.     Evinizden bereket dilinizden dua  kalbinizden rahman ve resul aşkı eksik olmasın ….

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

AGD ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ ETKİNLİĞİ 2000 AŞURE DAĞITILDI

Cuma, Ocak 4, 2008 • Kategori: GUNCEL HABERLER

 

Bugüne "Âşura" denmesinin sebebi,                          Muharrem ayının onuncu gününe denk geldiği içindir. Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:
1. Allah, Hz. Musa'ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.
3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
4. Hz. Âdem'in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.
6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
7. Hz. Davud'un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.
8. Hz. İbrahim'in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
9. Hz. Yakub'un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf'un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.(2)
Hz. Âişe'nın belirttiğine göre, Kabe'nin örtüsü daha önceleri Âşura gününde değiştirilirdi.
 İşte böylesine mânalı ve kudsî hâdiselerin yıldönümü olan bu mübarek gün ve gece, Saadet Asrından beri Müslümanlarca hep kutlana gelmiştir. Bugünlerde ibadet için daha çok zaman ayırmışlar, başka günlere nisbetle daha fazla hayır hasenatta bulunmuşlardır. Çünkü, Cenab-ı Hakkın bugünlerde yapılan ibadetleri, edilen tevbeleri kabul edeceğine dair hadisler mevcuttur.

Herkes imkânı nisbetinde ailesine, akraba ve komşularına ikramda bulunur; bugünlerin faziletini bildiren hâdiseleri hatırlayarak ihsanda bulunursa şüphesiz sevabını kat kat alacaktır. Bilhassa, Peygamberimiz, mü'minin aile efradına Âşura Gününde her zamankinden daha çok ikramda bulunmasını tavsiye etmiştir.
Bîr hadiste şöyle buyurular: "Her kim Aşura Gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder.Bu aile mefhumunun içine akrabalar, yetimler, kimsesizler, konu komşular da girmektedir. Fakat, bunun İçin fazla külfete girmeye, aile bütçesini zorlamaya lüzum yoktur. Herkes imkânı ölçüsünde ikram eder.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!


Get your own Chat Box! Go Large!
Boomp3.com

Menü

Kategorilerim

Arkadaşlarım

Bağlantılarım



Dareyn Dergisi



Site tasarım

Tüm hakları 2007 - 2008 Mnelam © ’a aittir.
Kaynak gösterilerek
alıntı yapılabilir.
Her şeyden önce
KUL HAKKI vardır.


Sayaç