Menü
Son
Yazılarım
Dareyn
Dergisi
Mesaj Kutusu
|
Salı, Haziran 30, 2009 · Kategori: YASAMDAN YAZILAR

Küçüklük ne kadar güzeldi.. Sevdiğin çocuğu öp kaç. Aşk şarkıları dinlemek yok.
Kutu kutu pense oynarken ne kadar mutluyduk Saklambaçta birbirimizin yerini söylemeye çalışırdık , Şimdi saklandığımız yeri Kendimiz bile bilmiyoruz.. Düştüğümüzde Dizlerimiz kanıyordu, Şimdi Kalbimiz.... Reddedilme korkusu yoktu, Bi kez ağlasak bizim olurdu çünkü... Şimdi günlerce ağlıyoruz ama Başkasının oluyor. Büyümeseydik de hayat aynı kalsaydı. Hep gülseydik, Sahte gülüşler nedir bilmeseydik KEŞKE... Salıncakta sallanırken her rengi aynı anda görebiliyorduk.. Aşk filmlerindeki en acı karakterlerle değil, Çizgi filimlerdeki en mutlu karakterlerle kendimizi özleştiriyorduk. Kimse değişmeseydi. A/B/C/D ..olan şıklara E eklenmeseydi. Muamma olmasaydı.

Kalıcı Bağlantı
Yorum (4)
Yorum yaz!
Pazartesi, Haziran 29, 2009 · Kategori: YASAMDAN YAZILAR

Ne Zaman Eşinizle Bir Sorun Yaşarsanız
Avucunuza Bakın.
Sorunların olabileceğini kabul ederseniz Çözümlerininde hemen elinizin altında, Avucunuzun içinde....olduğunu görürsünüz Sevildiğinizden ve Sevdiğinizden şüpheye düşerseniz Avucunuzu açıp Parmaklarınızı sayın.
Baş parmağınıza bakın önce. Size en yakın olan parmağınız. Diğer dört parmağın hareketlerini anlamlı kılan o. Gerektiğinde her parmağın yanında hazır oluyor, yardımına koşuyor. Vazgeçebilir misiniz başparmağınızdan?
Size en yakın o iken Kesip atabilir misiniz onu Hayatınızda başka her şey Onun yakınlığı ile sevimli geliyor değil mi size? Bütün akrabalarınızla ilişkilerinizi Eşinizin yakınlığı anlamlı kılıyor değil mi? Şimdi de işaret parmağınıza bakın. Güzel bir şey görseniz hemen onu uzatırsınız. Beğendiklerinizi gösterirsiniz onunla. Doğru olanı onunla işaret edersiniz. Eşinizi de onca insan arasından Parmakla gösterilir bulmuyor musunuz? İlk gördüğünüzde, ilk sevdiğinizde, yüreğiniz ilk ısındığında, Kalbiniz tıpkı İşaret parmağınız gibi onu göstermişti size. Şimdi nasıl yalancı çıkarırsınız Kalbinizin işaretini? Nasıl güvenmezsiniz kalbinizin seçimine? Hem sonra işaret parmağınızın göstermeye değer bulduğu Güzel şeyler yaşamadınız mı onunla? İşaret parmağınızın göstermeye değer bulduğu Doğruları paylaşmadınız mı onunla? Şimdi kesip atacak mısınız işaret parmağınızın size gösterdiğini? Elinizin tersiyle itecek misiniz Kalbinizin işaret ettiğini? Orta parmağınıza bakın şimdi. En uzunu o parmaklarınızın arasında. Yüksekte duruyor. Hepsinden öteye uzanıyor. Vazgeçebilir misiniz orta parmağınızdan? Hepsinden uzun diye lüzumsuz görürü müsünüz onu? Peki ya eşiniz? Bütün kadınlar yada erkekler arasında Kalbinizin sırlarına aşina olacak kadar farklı değil mi o? Bütün kadınlar ve erkekler arasından Sizin için özel olarak sıyrılıp gelmiş değil mi? O sizin için en yüksek konumda değil mi? Sizi başka bütün erkekler ve kadınların üzerinde tutmadı mı? Vazgeçebilir misiniz ondan şimdi? Onu herhangi bir kadın yada erkek gibi görebilir misiniz?
Şimdi de yüzük parmağınıza bakın. Parmağınızı ne zamandır çevreleyen O Altın yada gümüş halkayı ilk taktığınız günü düşünün. Ne kadar heyecanlıydınız değil mi? Hayatınızın kadınını yada erkeğini bulduğunuz O günü yeniden yaşayın. Tekrar bakın eşinizin gözlerinin içine. Onu kendinize Biricik yapan sırrı yeniden hissedin. Eşinizin sırf size razı olması onu sizin için biricik yapmaya değmiyor mu? Şimdi yüzük parmağınızı atabilir misiniz elinizden?
Ve son olarak serçe parmağınıza bakın. Ne kadar da incecik ve zayıf değil mi? Eşinizin kalbi gibi. Size sırlarını açmış, Sizin sırlarınız paylaşmış bir kalp Sizin için Süslenip bezenmiş paha biçilmez bir ayine gibidir. Bakınca kendinizi gördüğünüz bu Ayna, Öylesine kırılgandır ki, Sizden gelecek küçük bir fiske parçalayıp köreltebilir onu. Özellikle size karşı savunmasızdır ve Özellikle sizden gelecek darbeler onu en Hassas yerlerinden çatlatabilir. Başkası karşısında bu kadar kırılgan değildir Eşiniz. Tıpkı serçe parmağınız gibi... Şimdi dilerseniz vazgeçin serçe parmağınızdan. Nasılsa ince ve zayıf diye koparıp atın onu elinizden. Hiç olur mu?
Hadi ver Elini …….Tut Ellerimi Duygularımızı birbirine katalım Sırt sırta verip zorlukları aşalım Beraber hüzünlenip beraber ağlayalım Beraber gülüp beraber coşalım Yaşanacak ne varsa beraber yaşayalım
Hayatınızdan? Her halinizde hemen yanı başınızda olmuşken ve olmaya hazırken, Gözden çıkarır mısınız Eşinizi?
Kalıcı Bağlantı
Yorum (0)
Yorum yaz!
Pazar, Haziran 21, 2009 · Kategori: GUNCEL HABERLER

S.A .. RAHMETİ RAHMANA KAVUŞMUŞ TÜM GEÇMİŞLERİMİZE ÖZELİKLE BABALARIN RUHLARINA EL.FATİHA.......
ehhh.... pek tasvip etmediğim beğenmediğim Sevgilerin bir güne sığdırılması veya o gün hatırlanmak Amma sıra bize gelmiş..! bir BABA olarak dostlar tarafından hatırlanmak tebrik edilmek hoş bir şey Ziyaret eden mesaj bırakan değerli dostlarıma teşekkür ediyorum nice yıllara hep beraber İnşallah
Kabul edilmesinde en ufak bir şüphe bulunmayan üç kişinin duası: Zulme uğrayan mazlumun duası, misafirin duası ve Babanın çocuğuna olan duası."
Herkes "BABA" Olamaz Ki...! Her erkek bir iş sahibi olabilir..! Az-çok demeden, evini geçindirebilecek kadar para kazanabilir. Arkadaşları olabilir... kendisine güvenen... kendisinin de onlara güvendiği... Akrabaları olabilir... hiç incitmediği... hiç ihmal etmediği... Sözü sohbeti keyifli olabilir. Meslek hayatında da başarılı... Kim varsa etrafında, kırmamak için, onlara "hayır" dememek için koşuşturabilir. Akşama kadar birçok kişinin sıkıntısıyla uğraşabilir. Iki lokma ekmek götürebilmek için evine, kendisini çok yorabilir... Sosyal ortamlarda, sosyal aktivitelerde bol bol faaliyet yapabilir... Sevdiği takımın hiçbir maçını kaçırmayabilir... alınan yenilgiler için günlerce kafayorabilir... Evlatlarının geleceği için türlü yatırımlar yapabilir Onlara her şeyin en iyisini, en kalitesini almak için kendisini paralayabilir... Özel okullara yollayabilir... özel hocalar tutabilir... Çocuklarına nasihat etmek için "Aferin... akıllı ol... benim gibi sıkıntı çekme... çalış, adam ol... ezdirme kendini" diyebilir...vs...vs... her erkek bunların tümünü yapabilir......ama her erkek Baba" olamaz ki...!
Çünkü tüm bu saydıklarımız erkekleri "BABA" yapmaz ki...!...
Baba olmak nasıl bir şey biliyor musunuz Baba olmak, dibi azgın sularla dolu bir göl üzerinde, soğuk havaların da etkisiyle buz tutmuş bir kaygan zeminde, düşüp başını çarpmayacak kadar başarılı bir koşucu...
buzu kırmamayı başaracak kadar hassas hareketlerle yürümeyi bilen bir dengeleyici... ve tüm bu koşuşturmaların arasında da elindeki kendisine emanet edilmiş minik kalplere, babalığın nasıl bir şey olduğunu yaşatabilecek ve onları hayata güvenle hazırlayabilecek kadar donanımlı olabilmeyi başarmaktır. Öyle bir hayat ki... sizi azgın sularda boğulmadan yaşamanın bir yolunu bulmaya zorluyor... tüm bu zorlantıların arasında da olan çocuklarımıza oluyor. Çocuklar için baba, bilinçaltı süreçleri açısından ve terapötik bir dille söylemem gerekirse "KAHRAMAN"dır. Bilinçaltının gizli kahramanları babalarımızdır. Baba yanımızdaysa, korkmayız... Baba yanımızdaysa güvendeyiz... Peki ya baba yanımızda değilse...?
Babanın olmadığı yerlerde anneler devreye giriyor "Canım yabancı değil ya... o da annesi... benim yerime ilgilensin..." diyerek kendimizi kurtaramayız. Çünkü annenin karşıladığı duygusal beslemeyle, babanın karşıladığı duygusal beslemeler son derece farklı.
Baba, "özgüven, güç, kuvvet, yaşam karşısında güçlü olma" duygularını beslerken; anneler "merhamet, vicdan" duygularının oluşmasına neden oluyor. Baba ilişkisi yeterince gelişmemiş çocuklarda özgüven sorunuyla karşılaşırken; annesiyle yeterince duygusal ilişki geliştirememiş çocuklarda da merhamet duygularıyla ilgili zorlantılar olduğunu görürüz. Babanın duygusal ilişki kurmadığı, konuşmadığı, sohbet etmediği, evladıyla yakın ve sıcak iletişim kurmadığı durumlarda, babayla yeterince muhatap olamayan çocuklarda, anneden gelen duygular ağır basmaya başlar. Size garip gelebilir ama hiç dikkat ettiniz mi? önceden sokakta kavga eden çocuklar, birbirlerini tehdit ederken: "Seni babama söylüyceemmmm..." derlerdi. Son dönemlerde bu sözün yerini ne aldı...? Evet bildiniz... "Seni anneme söylüyycemmm..." Özellikle erkek çocuklar için "anneye söyleme" durumu tehlikeli. Neden...?
Birincisi; babanın, yaşamın bir parçası olmamasına işaret eder. Ikincisi; erkek çocuğun, baba figürüyle yeterince muhatap olmamasından dolayı, yani özdeşim kuracağı, benzemeye çalışacağı bir yakın baba ilişkisi olmamasından dolayı, anneyi "benzeme nesnesi" olarak kullanmaya başlaması anlamına gelir. ...ne demek bu "anneyi benzeme nesnesi olarak görmeye başlaması" durumu? annelere benzeyen erkek çocukların çoğalması demek...!
Bu tehlikeli sevgili babalar. Dikkat ediyor musunuz? Son on yıldır duygusal, her şeye ağlayan,olaylar karşısında aşırı duygusal tepkiler veren delikanlıların sayısında çoğalma oldu. Üniversite öğrencisi genç erkekler, kendilerini "ben çok duygusalım" diye tanımlamaya başladı. Halbuki bu özellik, aynı yaştaki kız çocuklarına özgü bir tavırdır. Herhangi bir zorluk olduğunda genel beklenti kızların üzülüp ağlaması; erkeklerin de ağlayan insanları teselli etmesidir. Ya da olaya daha sağduyulu, daha akılcı bir çerçeveden bakmasıdır. Ne oldu da işler bu noktaya dayandı? Çok basit... babalar, "baba" olamadılar... Babalar, erkek evlatlarına ve kız evlatlarına yeterince yakın davranmadılar. Babalar, para kazanmanın, onların fiziksel ihtiyaçlarını doyurmanın asli görevleri olduğu duygusunu üzerlerinden atamadılar. Babalar, çocuklarının, kendileri için kazanacakları paradan daha çok,b aba ilişkisine, babanın sarılıp öpmesine, babayla oturup uzun sohbetler yapılmasına ihtiyaç duyduklarını bir türlü göremediler. Ve... ve... yaşam koşulları ağırlaştıkça... evlerdeki paraya endeksli ihtiyaçlar arttıkça... babaların daha fazla çalışıp daha fazla para kazanmaları gerekti... ve bu madde, bu materyal, bu fiziksel ihtiyaca dayalı malzeme, onların "varlıklarının" yerini almaya başladı...
Oysa... oysa çocukların paraya değil babaya ihtiyaçları var. Mutsuz ve yeterince oturmamış bir sığ ilişkide, çocuğunuza en pahalısından bilgisayar alırsınız... yine de mutlu demezsiniz.. ama duygu yüklü, koruyan,gözeten,kuşatan, destekleyen, dengeleyen, sıcacık bir baba-evlat ilişkisinde,sizinle oynayacağı on dakika saklambaç, oturup sohbet edeceği saatler, dünyanın en güzel hediyesidir de haberiniz bile yoktur...! Sevgili babalar... siz para kazanmak için evden uzaklaştıkça... herhangi bir takımın maçına ayırdığınız zaman kadar bile evlatlarınıza zaman ayırmadıkça ne oluyor biliyor musunuz? Özetle söyleyeyim... duygusal ilişki kurup, besleme yapmadığınız kızlarınız, olmadık adamlarla evlenmeye kalkıyorlar. Çünkü kendilerine en yakın olan erkekle yeterince duygusal bir doyum gerçekleşmediği için, saçının telini bile vermeyeceğiniz tür adamlarla ilişki yaşamaya kalkıyorlar. Oğullarınıza gelince... oğullarınız... oğullarınız erkek gibi davranmayı öğrenemiyorlar. Sürekli kadınlarla muhatap olmaktan, kadınların gittikleri çay poğaça toplantılarına katılmaktan, kadınların sohbetlerini dinlemekten, kadınların tepkilerini izlemekten, kadınlar gibi düşünüp, kadınlar gibi davranmaya başlıyorlar. Unutmayın ne olur... erkek davranışlarıyla kadın davranışları birbirinden farklıdır. Ani bir durum ve olaya, kadının verdiği tepkiyle erkeğin verdiği tepki kesinlikle birbirinden farklıdır. Sonuçta kız/erkek fark etmez, her ikisi de özgüven sahibi olmayı, çabalamayı, hayata sağlıklı gözlerle bakmayı, duyguların basıncından uzak akılcı düşünmeyi babadan öğrenirler... Onlara "öğretebilecek baba"ları varsa tabii...
psikolog mehtap kayaoğlu alıntı
Kalıcı Bağlantı
Yorum (3)
Yorum yaz!
Cuma, Haziran 19, 2009 · Kategori: IBRET ALINACAKLAR

Beyninizdeki Zehir
Uzun yıllar önce Çinde Li-Li adlı bir kız evlenir ve Aynı evde kocası ve kaynanası ile birlikte yaşamaya başlar. Lakin kısa bir süre sonra kayınvalidesi ile geçinilmenin çok zor olduğunu anlar. İkisininde kişiliği tamamen farklıdır buda onların sık sık kavga edip tartışmalarına yol açar. Bu çin geleneklerine göre hoş bir davranış değildir ve çevrenin oldukça tepkisini alır. Birkaç ay sonra bitmez tükenmez Gelin Kaynana kavgalarından ev onun ve annesi ile Karısı arasında kalan eşi içinde cehennem haline gelmiştir. Artık birşeyler yapmak gerektiğine inanan Genç kız doğru babasının eski bir arkadaşı olan baharatcıya koşar ve derdini anlatır. Yaşlı adam ona bitkilerden yaptığı bir ekstre hazırlar ve bunu 3 ay boyunca hergün azar azar kaynanası için yaptığı yemeklerin içine koymasını söyler. Zehir az az verilecek , böylece onu gelininin oldürdüğü belli olmayacaktır.
Yaşlı adam genç kıza kimsenin ve eşinin şüphelenmemesi için kaynanasına çok iyi davranmasını ona en güzel yemekleri yapmasını söyler. Sevinç içinde eve dönen Li-Li yaşlı adamın dediklerini aynen uygular . Hergün en güzel yemekleri yapıyor. Kaynanasının tabağına azar azar zehiri damlatıyordu. Kimseler şüphelenmesin diyede ona çok iyi davranıyordu. Bir süre sonra kayınvaldeside çok değişmişti ve ona kendi kızı gibi davranıyordu. Evde artık barış rüzgarları esiyordu. Genç kız kendisini ağır bir yük altında hissetti Yaptıklarından pişman bir vaziyette baharatçı dükkanının yolunu tuttu ve yaşlı adama şu ana kadar kaynanasına verdiği zehirleri onun kanından temizleyecek bir iksir vermesi için yalvardı, Yaşlı kadının ölmesini artık istemiyordu. baharatçı yaşlı gözlerle karşısında konuşup duran Li-Li ye baktı ve kahkahalarla gülmeye başladı. "Sevgili Li-Li dedi , sana verdiklerim sadece vitaminlerdi. Olsa olsa kayinvaldeni sadece daha da güçlendirdin hepsi bundan ibaret. Gerçek zehir ise senin beyninde olandı. Sen ona iyi davrandikça oda dağıldı ve yerini sevgiye bıraktı böylece siz gerçek bir ana kız oldunuz " dedi
Sevilen insan sevgisini insanlara veren insandır. İçimizde bir damlacık bile zehir olmaması dileklerimle
Kalıcı Bağlantı
Yorum (3)
Yorum yaz!
Pazartesi, Haziran 8, 2009 · Kategori: YASAMDAN YAZILAR

Adam Oğlunun Odasının önünden gecerken Hayretle bakakaldı..
Yatağı güzelce toplanmıştı ve Odası hiç olmadığı Kadar derli toplu görünüyordu. Sonra adam yastığı uzerine birakilmis Mektup Zarfinı farketti. Üzerinde 'Babama' yaziyordu. Aklından gecen Bin bir kötu düşünceyle Mektup zarfını actı ve Titreyen elleriyle mektubu okudu: |